Kategoriler

Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2013 Pazar

GALATASARAY REAL MADRİD ŞAMPİYONLAR LİGİ ÇEYREK FİNAL 2. MAÇI

 
Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final ilk maç skoru 3-0.
İlk maçta verilmeyen iki penaltı, Burak Yılmaz'ın penaltı pozisyonunda penaltı düdüğü çalması gereken hakemin, pozisyona inanmayıp Burak'a sarı kart göstermesi ve Burak'ın ikinci maçta cezalı duruma düşmesi falan filan...
Real Madrid maçını  3-0 dan çevirebilmek çok zor ama imkansız değil.
Tribünler hınca hınç dolu. İlk bizim takım sahaya çıkıyor. Destek süper. Futbolcuların adrenali çok yüksek.
 
 
Derken Real'li futbolcular sahaya çıkıyor. Gözler Cristiano Ronaldo da...
 
 
Maç başlıyor. Real bizim kaleye gelmeye başlıyor. Takım ilk dakikalarda biraz dağınık. Real'in ataklarını savuşturmaya çalışıyor.


Derken ofsayt kokan bir pozisyonda dünya starı Ronaldo golü buluyor ve bizim bulunduğumuz tarafa doğru koşarak gol sevincini yaşıyor.


İkinci yarı başladığında sahada başka bir Galatasaray var. Takım ardarda bulduğu bulduğu üç golle bir anda durum değişiyor. Schneider'in birebirde kaçırdığı pozisyon ve Drogba'nın penaltı pozisyonu ahlar vahlar arasında gidiyor.


 
Son beş dakikaya girildiğinde Mourinho, Fatih Hoca'nın yanına gidiyor ve sarılıyor. Sonrasında Hasan Şaş ile kucaklaşıyor ve bizim yedek kulübesini tek tek tebrik ediyor. Seyircimizi selamlıyor ve tabi ki centilmen GS seyircisinden alkışını alıyor.
 
Son dakikada gelen Ronaldo golüyle maç 3-2 olarak bitiyor.
 
Gecenin sonunda mutluyuz ama bir burukluk var içimizde. Yarı final belki kaçtı ama bu takım bize şampiyonlar ligi finalinde neden bizim olamayacağımızı düşündürüyor. Bunu düşünmek bile güzel. Ama bunu hayata geçirmek içinde belli bölgelere transfer şart.
 
Türk Telekom Arena
9 Nisan 2013 Salı
 
 

11 Şubat 2013 Pazartesi

TT ARENA-GALATASARAY & ANTALYA

10 Şubat 2013 Pazar saat: 20:00
Hava sıcaklığı: 8-10 derece

Koşar adımlarla TT Arena'ya akıyor insanlar. Yer sarı gök kırmızı.
Rakip Anytalyaspor. Güçlü kadrosu var, sezonun ilk yarısı üstleri bayağı zorladı ancak zorlu maç temposu biraz kadroyu yıpratmış gibi.

Stadyumda yerimizi alıyoruz. Sineijder  destekli takım sahaya çıktığında; kimse gecenin yıldızı Galatasaray'ın özevladı, birinci kaptanı Sabri'nin olacağını tahmin etmiyordu. Başkan Ünal Aysal'ın locasından maçı seyreden Didier Drogma maç önceside daha çok ilgi çekiyordu sanki.



 
Maç hızlı başlıyor. İki haftadır yedek oturan ve Drogba'nın gelişinden sonra yedek kalma ihtimali artan Burak Yılmaz patentli gol hem maçın tansiyonunu düşürüyor hem de heyecanını...

İkinci yarı maç dengeli başlasada Galatasaray rakibine oyun yapma izni vermiyor ve derken Amrabat asistli şahane Burak gölü skoru belirliyor.



Bu dakikadan sonra tribün şov başlıyor. Pegasus tribününden başlayan ve tüm stada yayılan muhteşem şölen maç bitene kadar devam ediyor. Öyleki Drogba bu görsel şöleni telefonuna kaydediyor.

Takım istim üzerinde. 26 aslandan 18 kişilik kadroya girmek bile büyük başarı. İlk 11 çok zor. Yedeklere bakıyorum: Aydın Yılmaz, Engin Baytar, Emre Çolak, Gökhan Zan, Hakan Balta, Umut Bulut. Elmander 18'in dışında kalmış. Melo cezalı, Eboue, Ujfaluzi sakat. Öyle böyle değil. Takıma Drogba girdiğinde dengeler daha da değişecek. İyi ki sezon başı kombine almışız...



Taraftarlar arasında şimdiden "Burakba" deyimi almış başını gidiyor. Drogba için Doğu tribününde açılan pankart çok ilginçti:

"Alınacak bütün kupalara atıyoruz bir gol daha! Hoşgeldin Didier Drogba"

Gripin'in Galatasaray için yazdığı marş kulaklarımızda çınlıyor:

Ali Sami Yen'in zafer yolunda
Yüreğimdeki Metin Oktay ruhuyla
Durmayacağım söz veriyorum sana
Varlığım feda olsun arman uğruna

Sonuna kadar sadığım yeminime
Namusum, şerefim ve bu renkler üstüne
Adında gururum saklı, renklerinde cesaret
Sensiz olmaz GALATASARAY!

Herşey değişse de bir gün, karşılıksız sevdim
Kalbimin durduğu ana kadar
Adında gururum saklı, renklerinde cesaret
Sensiz olmaz GALATASARAY!

Maç bitmiş, herkes evlerine yol almış. Ama bütün herkesin dilinde taraftarların yapmış olduğu muhteşem şov vardı.

Ne mutlu bize...

2 Şubat 2013 Cumartesi

İNÖNÜ STADYUMU-BJK KARABÜK MAÇI

Cuma günü akşam planımızı Beşiktaş Karabük maçına gitmek üzerine yapıyoruz. Bir önceki hafta TT Arena'da GS-BJK maçını seyrettikten sonra yeniden BJK maçına gitmek ilginçti. Kardeşimizin bulduğu sponsor bilet vesilesiyle maaile maça gidiyoruz.
 
Maç öncesinde Beşiktaş çarşıda buluşuyoruz. Önce midemizin sesine kulak veriyoruz ve Çarşıdaki kartal heykelinin yanıbaşındaki lokantada karnımızı doyurduktan sonra 7-8 derece sıcaklığındaki kuru havada Dolmabahçe yolunu yürüyerek stada geliyoruz. Fazla zorluk çekmeden stadın numaralı tribündeki vip koltuklarında yerimizi alıyoruz.
 
Ortama adepte olmaya çalışıyoruz. TT Arena'dan sonra İnönü Stadı bayağı eskimiş ve harap geliyor gözümüze. Tribündekilerle yönetim arasında bir problem olduğu kesin. Zira, kapalı tribün doluluk oranı %30 civarı. Biletlerin pahalı olduğunu düşünen çarşı grubu protestoyu kale arkası tribünlerine yerleşerek gösteriyor.
 
 
Maç başlamadan önce Beşiktaş tribünlerinin Karabük takımına gösterdiği teveccüh "Beşiktaş Karabük elele hep beraber tribüne" sloganı ile karşılık buluyor. Tabi ki Karabük seyircisi de buna karşılık veriyor: "Beşiktaş sen bizim her şeyimizsin....". "Bu kadarı da fazla ama" diyeceğimiz geliyor.
 
Maç başlamadan önce "Feda" konseptine fazlaca maruz kalıp, çalan romantik marşın eşliğinde kendimizi maçın içinde buluyoruz.
 
Sen benim her gece efkarım
Gözümdeki yaşım, sigara dumanım
Sen benim damardaki kanım
Alnımdaki yazım, şanlı Beşiktaşım
 
Kalbimin en orta yerinde
Büyük bir yangın var alevler içinde
Beşiktaş sana yemin olsun
Bitmeyecek sevdan mezarımda bile
 
Hakem Yunus Yıldırım. İçimizde tuhaf bir duygu var. Hakemin maça tesir etmemesini istiyoruz ama nafile. Yunus Yıldırım'ın faul, kart standardı hiç yok. Başka hakemin kırmızı kart bile gösterebileceği pozisyona, "faul düdüğü çaldım ya! daha ne istiyorsunuz?" der gibi hareketleri inanılır gibi değil.
 
Kara Kartal ikinci golü bulduktan sonra biraz rahatlıyor. Almeida'nın sakatlanması sonrası oyuna giren, yeni transfer genç Sinan'ın saç baş yolduran gol kaçırma pozisyonlarının sonrasında karşımıza Demokratik Kongol'u Lua Lua çıkıyor. Adam ikinci yarı oyuna giriyor ve Beşiktaş defasını resmen dağıtıyor.
 
 
10 kişi kalmalarına rağmen Beşiktaş'a karşı oyun disiplinini hiç bozmadan karşılık vermeleri ve iki gol bulup, maçı beraberliğe taşımaları takdire şayan. Maçın sonlarına doğru Beşiktaş seyircisinin Karabük takımına gösteridiği misafirperverlikten eser kalmıyor. Hele İbrahim Toraman'ın Lua Lua'ya maç sonu koşarak saldırması ise Beşiktaş kaptanına hiç yakışmıyor.
 
Geceye güzel başlayıp, devamını getiremedik. Ama olsun. Karabük'ün TT Arena'da bize üç attığı, Fenerbahçe ve Trabzonspor'a deplasmanda üç attıklarını hatırlayınca Beşiktaş'ın üç yemediğine dua etmek gerekir diye düşünüyoruz.
 
Yazımızı Beşiktaş tribünlerinin şimdiden efsane olmuş marşıyla bitiriyoruz:
 
Gücüne güç katmaya geldik
Formanda ter olmaya geldik
Beşiktaş seninle ölmeye geldik
Beşiktaşşş
 
  

Tarih: 01 Şubat 2013
Yer: İnönü stadı

Sevgiyle kalın,

17 Aralık 2012 Pazartesi

Galatasaray- Fenerbahçe: 2-1

Ali Sami Yen Spor Kompleksi TT Arena
 
16 Aralık 2012
 
Karanlık çökmeye başlamış. İnsanlar akın akın Arena'ya gidiyorlar. Uzaktan Arena sarı kırmızı parlıyor. Aslanlı Yolda insanlar koşar adımlarla biran evvel stadyuma girme telaşındalar. Yer sarı gök kırmızı sanki.
 

Nihayet statdın içindeyiz. Futbolcular ısınma hareketlerini yapıyorlar. Pegasus tribünde bir telaş. Belli ki maç başlamadan evvel özel bir koreografi hazırlamışlar. Rakip Fenerbahçe olunca tribünlerde ayrı bir heyecan, ayrı bir coşku var...


Maç başlıyor... Arena full, iğne atsan yere düşmeyecek sanki. 52 bin civarı seyirci maçın başlama düdüğüyle beraber bitmek bilmeyen bir enerjiyle tezahürata başlıyor. Herkes ayakta... Maça her iki tarafta vasat bir görünümde başlıyor. Fenerbahçe biraz daha tedirgin ve derken goller geliyor, bir de kırmızı kart ve hakemin bitiş düdüğü.


Arena yıkılıyor. Dans edenler, grup halinde tezahürat yapanlar, fotoğraf çektirenler, herkes ayrı bir telden eğleniyor. Muhteşem bir gece, fantastik bir sonuç.

 
 
 Darısı sezonun diğer maçları başına diyerek evimizin yolunu tutuyoruz.

 
 
 
 
 

16 Aralık 2012 Pazar

Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena Açılışı

O gün çocuklar gibi yaramazdık. Seyrantepe metrosundan inip, tünelden çıktığımızda Aslanlı yolu ilk defa görmüştük. Tarih: 11 Ocak 2011 günlerden Cumartesi idi. Her yer sarı kırmızı, içimizde tarifi anlatılmaz bir çoşku ve elimizde fotoğraf makinası devamlı denklanşöre basıyorduk. İnanılmaz bir mutluluk içinde nice zaferler yaşayacağımız mabedimize doğru koşar adımlarla ilerliyorduk. 
 
Yerimize oturduğumuzda daha stadın 20% si dolmuştu. Hollanda ekibi Ajaz ile yapacağımız dostluk mücadelesi öncesi açılış törenleri yapılacaktı. Galatasaray Kulübü organizasyonu yapmış bu güne özel gösteriler hazırlamış. Karanlık çökmeye başladığında stadın ışıkları yanmış ve TT Arena bir başka güzel olmuştu.
 
Artık şov zamanı. İşte size açılıştan güzel kareler: 
 
 




Açılış töreninin arkasından Ajax ile yapılan maçı golsüz berabere bitirdik.

Ne demişler ilk elin günahı olmaz.

Biz o gün çocuklar gibi şendik. Gerisi hihaye...