Kategoriler

Roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2012 Cumartesi

ROMA: Kilise ve Bazilikalar

KİLİSELER:


Roma gezi yazımızı yazarken farkettik ki Roma’da bir çok kilise gezmişiz, içlerindeki değerli motifleri fotoğraflamışız. Özellikle barok mimari tarzının etkilerini ve Rönesan akımının izlerini gözlemlediğimiz bu kiliselerin bazılarını ayrı bir yazı konusu yapmaya karar verdik. Fazla bilgi vermeden görselleri fazla olan bir deneme yazısı yazdık. Umarız ilginizi çeker...


SAINT’IGNAZIO KİLİSESİ: 1626-1650 yılları arasında Barok tarzında yapılmış katolik kilise. Kilisenin içine girildiğinde Cizvit Rahibi olan Fra Andrea Pozzo’nun Aziz Ignatius’un cennete girişini betimlediği, göz yanılsaması yaratan tavan freski mükemmel.








GESU KİLİSESİ: Protestan tehditi karşısında inanları tekrar geri kazanmak için Roma Kilisesi içinde ent etkin savaşlardan birisi de İspanyol Ignatius Loyola tarafından yürütülmüş.

VATİKAN: Tanrı-kent

VATİKAN:
Hakkında binlerce makale yazılan, onlarca film yapılan, katolik mezhebi vasıtasıyla milyonlarca inananı olan çok karışık bir örgütlenme. Gizemli yanı çok fazla, gizli tarafları asırlardır korunmakta. Vatikan’ı salt gezmek ve fotoğraflamak önemli ancak biraz kendine özgü yapısını da anlamakta fayda var. Bu bağlamda, internetten derlediğimiz kısa ama faydalı bilgileri sizlerle paylaşmak istedik:
· TANRI-KENT: Vatikan yeryüzündeki tek “Tanrı–Kenti ve Devleti”dir. Vatikan’dan başka “Tanrı–Devleti” yani “Teokrasi” yoktur, fakat halen de kutsal sayılan bir çok kent vardır. (Örneğin, Kudüs, Kom, Hinduların, Budistlerin ve Şintoistlerin kutsal kentleri gibi)
· STATÜ: Vatikan’ın bugünkü statüsü 1870’de İtalya’da bulunan Papa–Devletleri’nin, İtalyan Ulusal Birliği’nin kurulabilmesi amacıyla ilga edilmeleriyle başlamış ve son hukuki şeklini Faşist Diktatör Mussolini ile Vatikan’ın Dış İşleri Bakanı Kardinal Gaspari arasında 26 Ekim 1926’da imzalanan “Concordat” (Mukavele) ile almıştır. Böylelikle Vatikan İtalya’da “devlet içinde devlet” statüsü edinmiştir.
· ERİŞİM: Vatikan’a tüm girişler Roma’nın sınırlarından yapılabilmektedir. Diğer bir deyişle Vatikan, İtalya Devleti’nin tüm haklarından yararlanabilen fakat kendi bayrağına ve egemenliğine sahip ayrı bir devlettir.
· TARİH: Vatikan adı, ilginçtir ki, Hıristiyanlığın ilk 1350 yıllık döneminde hiç ağıza alınmamıştır. Çünkü 1267’ye kadar böyle kutsal sayılmış bir yerleşim alanı yoktu. O zamana kadar Papalar Vatikan’da değil Lateran diye bilinen yerleşim alanında otururlardı. Papalar yaklaşık 1000 yıl buradan yönetmişlerdi Katolik alemini. 14. Yüzyıl’da Papalar, Fransa’nın şimdi tiyatro şenlikleriyle tanınan Avignon şehrinde yaşamaktaydılar. Bunlar Hıristiyanlığın en tartışmalı Papalarıydılar. Fransa kralları tarafından korunan bu Papalar 13. Ve 14. Yüzyıllara damgalarını vurmuşlardı. Papaların Vatikan’a geçişleri 1377 yılında, Avignon’daki Papaların sultasının yıkılmasından sonra olmuştur. Bu nedenle “Lateran Kilise Kararları” daima Vatikan kararlarına öncelik sağlamıştır. Bugünkü Vatikan’ın tesisi sırasında da yine Lateran Sözleşmeleri (Treaties) rol oynamıştır.
· MUHAFIZLAR VE GİZLİLİK: Vatikan’ı İsviçreli Katolik askerler, geleneksel giysileri içinde korumaktadırlar. Ünlü Devlet kuramcısı Makyavel, aynı zamanda “prens” olan Papaların kendilerini paralı asker olan İsviçrelilere korutmasını sert bir dille eleştirmişti. Ona göre bu paralı askerler, kendilerine daha fazla para veren düşmanlara Papa’yı satabilirlerdi. Makyavel’in dediği doğruydu. Nitekim bir kaç kez Papalar, İsviçreli askerlerin ihanetine uğramışlardı. Ama yine de Papalar kendilerini İsviçreli paralı askerlere korutmaktan vazgeçmemişlerdi. Nedeni de çok ilginçti. İsviçreli paralı askerler ihanet etseler bile Vatikan’ın hiç bir sırrını açıklamıyorlardı. Vatikan’ı gizemli bir Kilise–Devleti yapan budur işte. Öğretiye göre “Vatikan’da öğrenilen sırlar öbür dünyada bile açıklanmaz.” Vatikan’ın sırlarını açıklayanların ve nesiller boyunca ailelerinin canları ve malları güvenlikte olmaz. Çünkü Vatikan gerçekten de inanılması güç sırları barındıran, gizli geçitleri, şifreleri ve yeraltı yollarıyla tam anlamıyla “esrarengiz” sayılan bir yerdir ve bu şöhretini de yüzlerce yıldır sadece kendisine sakladığı sırlarının başkalarınca öğrenilebilmesini önleyerek edinmiştir.
· NÜFUS: Vatikan, kendi pasaportu, kendi devlet kuruluşları ve bürokratları olan bir devlettir. Nedir ki, bu devleti diğer devletlerden ayıran temel farklılıklar vardır. Bunları kısaca sayalım.Vatikan Devleti’nin gece yerleşik nüfusu 600 kişidir. Bu sayı sürekli konuk sayılan kişilerle birlikte 1014 olur. Gündüz nüfusu ise 3599’a yükselir. Bunlar Vatikan’da görev yapan işçiler ve diğer memurlardır.
· PASAPORT:Vatikan Pasaportu bizzat Papa tarafından verilir. Bu pasaport geçicidir. Vatikan istediği zaman tek taraflı olarak iptal edebilir ya da hiç vermemiş gibi kayıtlardan çıkartabilir. Pasaportun özelliği hiç bir ırk ya da milliyet gözetilmeden verilebiliyor olmasıdır. Ne var ki tek koşulu, pasaport alacak şahsın Katolik Kilisesi’ne kayıtlı dindar olarak tanınmış bir Katolik olmasıdır.
· DEVLET VE PAPALIK MAKAMI: Çoğunlukla devlet olarak bilinen Vatikan ile “Papalık Makamı” bir ve aynı (özdeş) sanılmaktadır. Bu eksik bilgilenmedir. Papa, Katoliklerin başı olarak yeryüzündeki tüm Katoliklerin “Kutsal Pederi”dir, ama sadece ve sadece Vatikan Devleti’nin Devlet Başkanı’dır. Tüm Katolikler’in “Devlet Başkanı” değildir. Bu görevinde Papa’nın bir Başbakanı, bir Senatosu ve Bakanları vardır. Bunlar da siyasi yaptırımları itibariyle sadece Vatikan’la tanımlı ve sınırlıdırlar. Ancak, dinsel yaptırımları itibariyle tüm Katolikleri bağlarlar.
Kaynak: Aytunç Altındal

(anonim)
“Devlet içinde devlet” sözü buradan geliyor demek...

(anonim)
Saint Pietro (=St Peter) Meydanı’nın havadan görüntüsü
Gezi notlarımıza gelince;
Hristiyanlık dinin katolik mezhebinin yönetim merkezi olan Vatikan’da bulunan St. Peter Bazilika’sı turistlerin akınına uğrayan bir cazibe merkezi konumunda.
St. Peter Bazilikası: Roma’daki en büyük 4 bazilikadan ikincisi ve Vatikan’daki en göze çarpan bina. Kubbesi ile Roma’nın siluetindeki en önemli parçalardan biri olmuş. 60.000 kişilik kapasitesi ile Hristiyanlığın en büyük kilisesi konumunda.


1 Aralık 2012 Cumartesi

ROMA'da Aşk Başkadır...

Roma seni ne kadar anlatsak az. Avrupa’nın çoğu ülkesini gezip, İtalya’ya iki defa uğrayıp seni bu kadar sona bırakmamız tesadüf olamaz. Demek ki “Assolist” muamelesi görmen gerekiyormuş. 3 bin yıllık romantik, masalsı ve mimari başyapıtlarla dolu bu şehre yolculuğumuz şimdi başlıyor.


Sabiha Gökçen Havaalanından 11:50 sularında havalanan uçağımız bizi 13:30 gibi Roma’ya indiriyor. Bagaj, pasaport ve tura katılan misafirlerin toparlanma molasının ardından otobüsle Roma merkeze doğru hareket ediyoruz.



Roma, Avrupa tarihinde önemli bir nokta.

Yedi tepe üzerine kurulu muhteşem bir şehir.

3000 yıl öncesinden gelen tarihi doku çok iyi korunmuş, her adım tarih.

Mimari başyapıtları ve doğal güzellikleriyle en romantik şehirlerden belki de en iyisi.

“Aşıkların Azizi” olarak bilinen Valentine de bu topraklarda hayat bulmuş...

Aşk bir başka anlam buluyor bu diyarlarda.


Hava açık, parlak ve de en önemlisi yağışsız,

Dışarda, Şubat 11 için iyi sayılabilecek bir sıcaklık: 15 derece

Çevremiz yüksek sesle konuşan neşeli insanlarla dolu,

Yemek yeme güdüsü içten içe bünyeyi zorluyor,

Dondurma dondurma dondurma.... Bir fenemon buralarda

Klasik İtalyan erkeği: Büyük gözlük, boyunda atkı ve dar pantolon...



Şehir turuna planlandığı üzere Vatikan Kilisesi’nden başlıyoruz. Vatikan o kadar etkileyici ki onun için ayrı bir gezi yazısı yazdık.


Şehrin merkezine yaklaştıkça heyecanımız bir kat daha artıyor. Zira Vatikan Kilisesinin üzerimizde bıraktığı dinsel etkiden sıyrılmaya çalışırken kendimizi müthiş bir tarihin ortasında buluyoruz. Neler mi? Aslında Roma’ya gelip de görülmesi şart olan şeyler...


Venedik Meydanı (Piazza Venezia): Roma’nın en heybetli yapıtlarından birisi olan ve İtalya Birliği’nin kurulmasında büyük katkı sağladığı bilinen Vittorio Emanuele’nin anıtı bu meydanda bulunuyor. Meydan, Venedikli Kardinal Pietro Barbo tarafından yapıldığı için Venedik Meydanı adını almış.






Meydan içinde barındırdığı öğelerle hem çok hareketli hem de çok merkezi. Buradan dört farklı yöne yolculuk yapacağız:


A) “Via Del Corso” caddesini takip ederseniz Piazza Del Popolo’ya ulaşacaksınız. Ulaşırken neler mi göreceksiniz. Aşk, tarih, eğlence, sosyalleşme, geniş meydanlar ne ararsanız hepsi burada. Yalnız dikkat: her sokağa gireceğiniz için bol bol yürüyeceksiniz. Rahat bir ayakkabı şart. Yoruldum demek yok, pes etmek yok. Zira görecekleriniz bu zamana kadar gördüklerinizi unutturacak cinsten. Bizden söylemesi.